Türkiye'de İnsanlar Cinsel Kimlikleri Sebebiyle Hala Öldürülüyor!
Son günlerin en çok konuşulan filmi ""Zenne". Tabu olan eşcinsellik konusunu cesurca gündeme getirdi. Türkiye'nin ilk eşcinsel cinayeti olan Ahmet Yıldız vakasıyla "töre"yi ve insan onurunu kıracak bir uygulamaya sahip, "Askerlikten muafiyet prosedürleri"ni açık açık ele almasıyla şok etkisi yarattı.
Ayrıca, filmin yönetmenleri Mehmet Binay ve M. Caner Alper korkusuzca cinsel kimliklerini açıklayarak toplumun önüne -Zeki Müren, Bülent Ersoy'dan - farklı bir gay profili koydu.
İşte bu gökkuşağı rengindeki sohbetin noktasından virgülüne hepsi.
Türkiye'de gay olmak nasıl bir şey?
M.B: Biz bu filmi yaptığımızdan beri üzerinde çok konuşuluyor. Zaman zaman eşcinsel hakları diye nitelendirenler oluyor. Ben bunu yaşam hakkı ve insan hakları üstünde bir film olduğunu düşünüyorum. Çünkü anlatılanlar eşcinsellerin devlet kurumları karşısında düştükleri durumları gösteriyor. Bunların hepsinin aslında Türkiye'nin sivilleşmesi, demokratikleşmesi açısından yanlış uygulamalar olduğunu düşünüyorum. Yaşam hakkı çok önemli. Çünkü hem Türkiye anayasasında hem Avrupa insan hakları sözleşmesinde koruma altında. Bunu korumakla yükümlü olan kurum devlettir. Nasıl azınlıkları ve vatandaşları korumakla yükümlüyse, bence gay'lerin ve diğer kimlikteki insanların da yaşam hakkını korumak durumundadır. Türkiye'de gay olmak halen yaşam hakkının garanti altında olmadığı bir meseledir. İnsanlar cinsel kimlikleri sebebiyle halen öldürülebiliyor. Ailesinden farklı davranan kız çocukları da öldürülebiliyor. Kadınlar da... Türkiye'de bir nefret suçları problemi var.
MCA: Ben Türkiye'de gay olmayı çok zor buluyorum. Çünkü yasal haklara sahip olabilmek için yaşam hakkına sahip olabilmek gerekir. Gay olduğunuz anlaşıldığında işsiz kalabilmenin dışında aile tarafından öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz.
- Toplumda gaylere karşı negatif bir bakış açısı var. Bunda hiç gaylerin de etkisi yok mu? Zeki Müren, Bülent Ersoy ve şu anda ekranlarda seyrettiğimiz birçok isim medyada rol model olarak yer aldı. Nedense gay'liğe hep bu noktadan bakıldı. Ne düşünüyorsunuz bu bakış açısı için?
MB: Medyada, sanat camiasında birçok gay var ama çoğunluğu kendi kimliğinin anlaşılmasını arzu etmiyor. Benim cinsel hayatım kimseyi ilgilendirmez diyor. Ben gay olmanın cinselliğin ötesinde bir şey olduğunu düşünüyorum. Eğer ben sevdiğim insanla bir hayat boyu beraber olma arzusu içindeysem bunu arkadaşlarıma, aileme ve yeri geldiğinde de iş çevreme tanıtmayı isterim. Bu benim en büyük hakkımdır. Onun için cinsel hayatım kimseyi ilgilendirmez söylemini doğru bulmuyorum. Tabi insanlar korkuyor ama etrafı kolaçan edip tehlike altında olmadığını gören insanların bunu konuşmaktan veya çok açık konuşmasa da en azından belli etmesinden kaçınması lazım. Türkiye'de gay bir tarihçiye, edebiyatçıya, banka müdürüne de ihtiyacımız var. Örneğin Hamburg Hıristiyan Demokratlar tarafından yönetiliyor. Onlar da tutucu. Ama belediye başkanları gay ve bunu açıklamaktan çekinmiyor.
- Muhafazakarlıktan söz açılmışken hemen Cemil İpekçi'nin, "Ben muhafazakar bir eşcinselim" sözlerini hatırladım birden. Sizin nasıl bir duruşunuz var?
MB: Cemil İpekçi'nin söylemi aslında 3- 4 sene önceye dayanıyor. Onun üzerine çok yazıldı, çizildi. Hatta gay'ler Cemil İpekçi neyi muhafaza ediyor, cüzdanını mı dediler. Muhafazakar gay'likten kastı akşam ayağını altına alıp, çekirdek çitleyip, yemek yiyip, televizyon seyretmekse ona mutluluklar dilemek lazım.
Ben muhafazakar değilim. Ben daha çok aktivistim. Ben sinema yaparak bunu açığa çıkarmak istiyorum.
- Gay dediğimizde Bir ötekileştirme, azınlıkta kalma söz konusu. Eskiden bunun adı da konulmuyordu 12 Eylül'de neler yaşandığını biliyoruz; Bülent Ersoy'un çalışma izni iptal edildi. Ameliyat olanlar sadece fuhuş yoluna gitmek zorunda kaldı çoğu da genel evlerde çalıştı vs.
MB: Tabii ki üzücü şeyler bunlar. Bugün onların devamı da var. Gay'lere iş imkanı sunulması lazım. Telefona bakabilir, tezgahtarlık yapabilir, bir şey satabilir, yazı yazabilir, sahneye çıkabilir. Birçok şey var yapabilecekleri. Sadece imkan tanınmalı. Onlara elimizi uzatmamız lazım.
MCA: Ben 7- 8 yaşlarındayken TRT'de Ertürk Yöntem adında bir yapımcının hazırladığı bir haber programı vardı. Travestilerin peşine düşer, onları toparlar, nezarette bekletirdi. Sabahına, "Sizin sakalınız çıkmış, kadın mısınız, erkek misiniz?" diye soru sorardı. Annem de ağabeyimle beni çağırır, o programı izlettirirdi. Tam ibret olsun diye. İbreti alem için onları afişe edilme hali günümüzde öyle değil tabi. Böyle bir program yapılmasının mümkünatı yok artık geldiğimiz noktada.
- Peki, gelelim Zenne'ye; ilk aklınıza nasıl düştü, nasıl yola çıktınız?
MB: Aslında bir belgesel projesi ile başladı. 2007 yılında Zenne üzerine bir belgesel projesi çektik. Çünkü İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti olmaya adaydı. Bir gece kulübünde Zenne'nin performansını izlerken bunun çok farklı bir eğlence tipi, artık yok olmaya yüz tutmuş kültürel bir değer olduğunu fark ettik. Araştırma yaptık, gerçekten de 500- 600 yıldır devam eden Zenne'liği ve sonrasında bunun oryantal dansa dönüşmüş halini ilginç bulduk. Biz batılılaşırken bazı şeyleri kaybediyoruz. Artık travesti şovlar daha gündemde veya kaslı erkekler çıkıp dans ediyorlar. Zenne'ye artık bir rağbet yoktu. Biz de dedik ki bunu işleyelim. Tam o sıralarda Ahmet'le tanışmıştık ve onun maalesef öldürülmesi ile birlikte birçok şeyi gözden geçirmek istedik. Ahmet'le ilgili ne yapabiliriz diye düşünürken Caner bir gün bana bunu bir sinema filminde iki hikayenin kurgusal olarak birleştirilebileceğinden bahsetti. Böylece bu şekilde sinemaya taşımış olduk.
- Filmde üç ana gay karakter var: Zenne, Ahmet (Yıldız) ve (yabancı fotoğrafçı) Danny. Bu üçlüden nasıl bir hikaye kurdunuz?
MCA: Bu hikayemizdeki karakterlerin filmin başında ve sonunda kaderlerinin kesişme noktaları var. İlk kesiştiklerinde cinsel yönelimleri ne olursa olsun onlar arkadaş olmayı, birbirlerine yardımcı olmayı başarıyorlar. Ama askerlikle ilgili mesele karşısında beyan etmek zorunda oldukları belge onları bir anda birbiri ile aynı olmaya zorluyor. İkisi de kadın kılığına girmek ve cinsel ilişki sırasındaki fotoğraflarını jüriye göstermek zorundalar. Dolayısıyla bu insan haklarına aykırı uygulama, filmde onların kader birliği haline geliyor. Farklılıkları bir şekilde çok acı da olsa yok etmek durumunda kalıyor. O karakterler, o fotoğrafları göstermek zorunda kalmadan, psikolojik test yapılarak, bir psikolog yardımı ile tespit edilip bu rapor hazırlanabilecekken, trajik sonuçlar oluyor. Çünkü gerçekte halk arasında çürük raporu olarak bilinen, askerlikten muafiyet raporu, başvuran kişilerin eline değil, adreslerine postalanıp, ailelerin eline geçiyor. Bu yüzden hayati endişesi olan birinin, ailesi tarafından öldürülmesi içten bile değil.
MB: Pembe rapor aldığınızda memurluk görevleri tamamen fes ediliyor, hiçbir devlet kurumunda çalışamıyorsunuz. Bu sebeple öğretmenliğini kaybetmiş insanlar var. Belki de istemediği işleri yapmak zorunda olan insanlar olabilir. Askeri hastanedeki o jüriye giden insanların vergileri ile ayakta duran bir kurumun kendi insanlarına bunu yapma hakkı yok.
- Devlet kendi eliyle bir şiddet uygulamıyor mu burada? Şu anda kadına şiddet ön plana çıktı ama bu konuya da bir açıklık getirmesi gerekiyor.
MCA: Devletin bir bakanı çıkıp eşcinsellik, kadınlık hastalıktır diyor. Kızlık sağlıktır deseler bütün bekaretini kaybeden kadınların linç edilmesi gerekir. Bu ülkede bu yüzden saçma sapan beyanatlardan uzak durulması şart. Geçtiğimiz yıllarda yaptığı saçma sapan beyanatlarıyla çok tepki alan Aliye Kavaf kabine dışı bırakılan tek bakandı. Konuşacak kişilerin bu bundan iyi bir ders alması lazım.
- Can şehit olmuş bir asker oğlu ve pembe rapor almak için jürinin karşısına gittiğinde bir asker selamı çakıyor. Sizce askerler nasıl bir tepki verecek bu konuya?
MB: Bizim asker çocuğu olan yakın arkadaşlarımız var. Devletin her kurumunda çalışan insanların çocukları gay olabilir. Dolayısıyla bu bir insanlık gerçeği.
MCA: O karakteri saygısızlık olarak düşünmedik; onun selam verebilme tarzı bu. Onu daha sertleştirebilmeleri mümkün değildi. Ben askerdeyken onbaşı herşeyi bırakıp benim selamımı düzeltmeye çalıştı. Ben ne yaparsam yapayım elim ya eğri duruyordu ya kalkıyordu. Muhtemel olarak o taburdaki tek gay bendim. Selam vermeyi beceremiyordum ve ben onu hissettim. Bir şey vardı benim yapamadığım, diğerlerinin yaptığı ve benim selamım efemine çıkıyordu. Can'ın selamı da ondan efemine çıktı filmde.
- Filmde çıplaklık olmamasını özellikle mi tercih ettiniz?
MCA: Çıplaklığın rahatsızlık verme olasılığını düşünerek bir oto sansür uygulamadık. Hikayemizin akışı gereği çıplak ve sevişme sahnesine ihtiyacımız yoktu. Hatta filmin son montajından önce teyzenin sevgilisi ile olan sevişme sahnesini ben çıkardım. Çünkü filmin hikayesini ayrı bir yerlere götürüyordu. Çıplaklık üzerinden anlatılabilecek çok mesele var; hem gay hem heteroseksüel ilişkiler üzerine... Ama hiç cinsellik içermeyen başka filmler de var.
MB: Filmde çok romantik bir flört sahnesi var. İlk gösterimleri izleyen kadınlardan bazıları bizim izlediğimiz en romantik flört sahnelerinden biri dediler. Ahmet ile Danny yerde yatıyor. Danny'nin fotoğraflarına bakıyor ve onu izleyerek, onun hayatını öğrenmeye çalışıyor. Ben cinselliğin romantik olabileceğini düşünüyorum. İlle de çıplak beden göstermek zorunda değilsiniz.
- Ayşe Arman'la yaptığınız röportajda kimliklerinizi açıkladınız ve bir gay filmi çektiniz. Aileleriniz tepkisi nasıl oldu?
MB: Biz bunun neden yaptığımızı şöyle açıklıyoruz: Bu ülkede cesur ve dürüst insanların yaşayabildiğini göstermek istedik. Antalya'da da bunu dile getirdik. Ailelerimiz hep arkamızda oldular. Bu röportaj için tabi önceden ailelerimiz uyarmıştık. Haberiniz olsun, böyle röportaj vereceğiz dedik. İlk seferinde öğlene kadar konuşmadık. "Ne oldu acaba" dedik. Babam kalp krizi mi geçirdi? Sonra anladık ki telefon yoğunluğundan ulaşamamışlar. Sürekli arayan arkadaşlarımız vardı. Ailelerimiz arkamızda durdular, çok destek verdiler. Benim babam eski bir milletvekili. Caner'in babası eski maliye müdürü. Dolayısıyla devletin çeşitli kurumlarında yer almış insanlar. Her halleri ile bizi desteklediler. Böyle anne babaların çocukları olmasaydık, bunu da yapamazdık zaten.
MCA: Annem film yaparken endişeleri vardı. Ahmet Yıldız'ın ailesinin bize de bir kötülük yapabileceği konusunda dikkatli olun diyordu. Sonra film bittikten ve Antalya'ya seçildikten sonra annem televizyonun başından ayrılmaz hale geldi ve festivali takip etmeye başladı. Katılmanız yeterli, ödül alamazsanız üzülmeyin diyordu.
- İzmir seyircisinden nasıl bir tepki bekliyorsunuz?
MCA: İzmirli olarak söylemeliyim ki İzmir beni hayal kırıklığına uğrattı. Yeni Asır okuyucuları alınmasınlar ama benim koleji bitirip ayrıldığım yıllarda İzmir çok daha ilerideydi. O yıllarda İzmir'e inanılmaz filmlerin geldiğini hatırlıyorum. İzmir festivali vardı. Ben şimdi İzmir'e ailemi görmeye gittiğim zaman yapacak hiçbir şey bulamadığım için nasıl kaçacağımı bilemiyordum. Zenne'nin 7- 8 salonda girebileceğini düşündüm; çünkü Bursa 4 salon; Eskişehir, Malatya, Diyarbakır, Trabzon 2 salon; Ankara 6- 7 salon, İstanbul'da sayısız... İzmir'den ise hiç talep çıkmadı. En sonunda Kipa ve Pastel'de gösterilebilecek olması biraz bizi rahatlattı. Twitter'dan "Zenne'yi çok merak ediyoruz ama Kipa'da oynayacakmış, nasıl gidelim" gibi geri dönüşler aldık. Londra'dan, Ankara'dan Antalya'ya filmi seyretmeye, yarışmaya gelmiş olan insanlar vardı. Balçova'da film seyretmeye alışmış insanlar. Aylardan beri beklediği film için otobüse binip Çiğli'deki Kipa'ya gitmeyi eziyet zannedenler var. Bence İzmir'in ve sadece Türk bayrağına değil, kültürüne de sahip çıkması lazım.
"İnsanlar cinsel kimlikleri sebebiyle hala öldürülüyor"
yeniasir.com.tr/Sarmasik/2012/01/22/insanlar-cinsel-kimlikleri-sebebiyle-hala-olduruluyor
TurkGayClub : Türk Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti,Transeksüel ve İnterSex Eşcinsel "LGBT & LGBTT & LGBTI" Kulübü & Topluluğu & Birliği Haber Sitesi http://news.turkgayclub.com'da Yayınlanmasını İstediğiniz Eşcinsellik ve Eşcinseller'le ilgili Dünyadan ve Türkiyeden En Son ve Güncel Haberleri Üye Olup Kendiniz Ekleyebilir veya Yayınlanması için info@turkgayclub.com Mail Adresine Yollayabilirsiniz.




Yorum gönder