Anasayfa | Sinema | Mitolojik Cinsel,Eşcinsel & Lezbiyen ilişki Video Filmi "Ateşli Oda"

Mitolojik Cinsel,Eşcinsel & Lezbiyen ilişki Video Filmi "Ateşli Oda"

tarafından
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Ateşli Oda Ateşli Oda

İspanyol sinemasının son 15 yılına damga vuran Julio Medem, pembe dizi dokusu, gerçeküstücü dünyası ve erotizm dozajı ile tartışmalar da açmıştır. “Ateşli Oda” ise yönetmenin genelde tek mekanda geçen ‘cinsel ilişki filmi’ formülüne ‘lezbiyen’ bir pencereden bakışı olarak özetlenebilir. Mekanı mitolojik ve politik göndermelerle gerçek bir kimlik arayışı fanusuna dönüştüren yönetmenin, kendine uygun projeden filmografisine yaraşır bir iş çıkardığına şüphe yok. Eşcinsel sinema için de cinsel ilişki filmleri için de ‘kilit’ bir işlevi olabilir ilerleyen dönemde “Ateşli Oda”nın.

Dünya sinemasının son 20 yılına damga vurmuş ama değeri 2000’lerde anlaşılmış, auteur yönetmen Julio Medem’in tam da ruhuna yaraşır bir filmle karşı karşıyayız. “Ateşli Oda” (“Habitacion en Roma”, 2010), kısa ve net bir tanımla özetlemek gerekirse, bir lezbiyen cinsel ilişki filmi. ‘Bu da ne demek?’ derseniz. Kapalı bir odada, kısa süreli ilişki ya da seks için bir araya gelen iki bireyin bu etkileşimde yaşadıklarını ele alan ilişki filmi formülü diye cevap veririz hemen.

Son 10 yılın en iyi cinsel ilişki filmlerinden

Bu noktada da Medem’in “Paris’te Son Tango” (“Ultimo Tango i Parigi”, 1972) ve “Duygu İmparatorluğu” (“Ai No Corrida”, 1976) gibi geleneğin başyapıtlarından kaynağını alıp son 15 yılda üretilen “9 Şarkı” (“9 Songs”, 2004), “Praise” (1998), “Center of the World” (2001), “Mahremiyet” (“Intimité”, 2001), “Damage” (1992) gibi eserlerle birlikte ‘kaliteli temsil’ işlevine kavuştuğunu söyleyebiliriz. Aslında bu bağlamda bir ‘eşcinsel sineması’ örneği olarak da daha keskin sulara açılıyor ve aklımıza üçlü ilişki filmi “Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları”nı (“Les Gouttes d’eau sur les Pierre Brulantes”, 2000) getiriyor.

Medem belki tercihini açıklamış bir eşcinsel değil. Ancak burada kapalı alanda bu ‘serbestlik’ duygusu üzerinden ‘tutkusal’ ve ‘cinsel’ açlıkları tüm sahiciliği ile sorgulayabildiği de kesin kendisinin. Zaten yönetmenin sinemasının hammadeleri arasında seks ile bir şeyler anlatmak her zaman var. Özellikle de son 10 yılında “Lucia” (“Lucia y el Sexo”, 2004) sonrasında böylesi eğilimini Bigas Luna ve Luis Bunuel’i kıskandıracak şekilde sürdürmesi tanık olduğumuz bir durum.

Alegorik ve yabancılaşmış bir odanın özgürlükçü duygusuyla yol almış

“Ateşli Oda” da sanki kadınların yaşadığı sorunlara kurmacamsı ve bilimkurgusal bir evrenin ya da ‘fanus’un içinden alegorik bir bakış atmak istemiş. Medem’in bir karakterini Yunan mitolojisinden, diğerini Rus şöhret dünyasından seçmesi de bu iki ülkeye yönlendirmiş bizleri. Ancak göz önündeki ikilinin İngilizce konuşup anlaşırken, İtalyanca ve İspanyolcaya da hakim olmaları tesadüf değil. Zira yönetmenin çok sevdiği Tarkovsky, Bergman ve Antonioni gibi modern sinemanın ustalarından da feyz alarak bu odanın içinde yabancılaştırılmış bir evren yaratmak istediği çok açık.

Bunu internetten Alba ve Natasha’nın İspanya ve Rusya’daki evlerine bakmasıyla da fütüristik bir dokuya kavuşturuyor “Ateşli Oda”. Aslında nesli geçmiş ilişkilerden biri bu. Zira Roma’nın saraylarında ya da Yunan mitolojisinde olabilecek kadar açık ve serbest çağrışımlı bir noktaya ulaşıyor. Bunu fantezi düzeyinden ilerlese de çok uç noktaya taşımayan Medem’in kendi metotları ile çözmesi ise şaşırtıcı değil.

Açılış sekansından gelen mistik ve Orta Çağ göndermeli bir yapı

Zira daha çok üst açıyı, yukarıdan bakan eros fotoğrafının ‘röngenci kamerası’ olarak belirleyen yönetmenin, seyirciyi de sürekli bu görüşün ışığında oda dışında tutması tesadüf değil. Adeta içimizdeki ‘cinsel etkileşimi’ görme arzusunu pekiştirirken, günümüz teknolojisine uygun ‘mahremiyetsiz’ dünyayı da gözler önüne serdiği kesin. Oda servisinden sorumlu Alex’in sürekli içeri sızması ve bunun karakterler tarafından önemsenmemesi de bir gösterge.

Aslında Medem’in, filmini bu odanın balkonundan çekilen iki karakterin yürüdüğü bir plan sekans ile açması ve onların mekana girmeleriyle birlikte bu sahneyi tamamlaması bir yem. Zira mistik bir bakışla bu evreni saran Medem, etraftaki tablolarla da mitolojik evrene açılmış oluyor bu sayede. Aslında bu dünyanın onun “Earth”deki (“Tierra”, 1996) hipnotik öznel dünyasından ziyade nesnel aktığı, ancak bir diğer taraftan röntgene ve Orta Çağ düşüncesine de alan açtığı söylenebilir.

Kimlik arayışının ‘sosyopolitik’ fanusu

Bu bağlamda yönetmen, fazlasıyla özgür duran bir kurmaca evrenle donatıyor etrafı. Her Medem filminde olduğu gibi tesadüflerin, gerçeküstücü öğelerin ve pembe dizi tonunun hakimiyet kurduğu gerçek dışı bir dünya izliyoruz. Buna istinaden aslında cinsel ilişki filmi konseptinin içinde farklı bir noktaya ulaşıyor “Ateşli Oda”. Yaptığı şeye ulaşırken birebir konuşmalarda orta ölçekli, seks sahnelerinde yakın ölçekli planlarla çalışmasının da sebebi belli aslında.

Diyaloglara, Rusya’daki aile içi zina meselesine ve Arap ülkelerindeki genç yaşta eş alıp doğum yaparak hayatsal boşluklar oluşturma durumuna açılmak için yön vermeyi hedeflemiş yönetmen. Kendisinin esas amacı, ikizi de olan Natasha’nın gözünden bu karakterlerin kimlik arayışının fanusu haline getirmek halihazırdaki odayı. Sondaki ‘resim tablosu’ ibaresi de aslında bu durumu açığa çıkarıyor.

Medem’in dünyasına uygun bir postmodern doku ışığında...

Neticede buradaki tutkusal ilişki kavramı her zamanki gibi bir cinsel terapi seansı halinde geçiyor. Ancak bunun da tamamı Medem’in mistik, gerçeküstücü, mitolojik ve bilimkurgumsu dünyasının temsilini sunuyor. Üst açı ile adeta evrenin açıklarından gözetlenmişlik hissi yaratılması ve erosun okuyla birlikte ‘seks’ aşılanması ise tesadüf değil.

Belli ki “Ateşli Oda”, Medem’in filmografisinin cinsellik dozajını en fazla kullandığı filmi ya da cinsel ilişki filmi konseptine yaklaşımı olarak anılacak. Mavi ve turuncu renklerin hakimiyeti de İspanyol sinemasındaki pembe dizi mantığının bir karşılığı olarak devreye girmiş. Bu da ‘beyaz’ı mistik ve yeniden doğumsal dokuya çeviren 2.35:1 formatındaki çalışmanın tuzu biberi olmuş.

Zira tablo ve aynaları adeta mitolojik bir dönemden kalmışçasına kullanan, bir de onlara uygun heykelden güç alan bu oda, fazlasıyla ‘dönemsel’ ya da ‘saraysal’ kokuyor. Ona göre de bir hayli postmodern çizilmiş. İçinin turuncu, banyonun beyaz olması ise Medemsel temalarla açıklanabilir. Öyle ki banyo gerçek anlamda yönetmenin yeniden doğum ve reenkarnasyon gibi sevdiği kavramlar için ‘dönüşüm’ aracına çevriliyor filmin gidişatının içinde...

Künye:

Ateşli Oda (Habitacion en Roma / Room in Rome)
Yönetmen: Julio Medem
Oyuncular: Elena Anaya, Natasha Yarovenko, Enrico Lo Verso, Najwa Nimri
Süre: 109 Dk.
Yapım Yılı: 2010

HABER TÜRK

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Bu yazıyı oyla

0

Etiket:

eşcinsel filmleri, eşcinsel sineması, biseksüel sineması, lezbiyen filmleri, lgbt filmleri, lezbiyen sineması, lgbt sineması
Powered by Vivvo CMS v4.6